Maare Restaurant
Atakum sahilinde iki katlı, camekânlı bir restoran ve kokteyl bar. Mekânın kendisi zaten güçlüydü; siteyi de aynı ağırlıkta kurmak gerekiyordu.
Sorun
Sorun mekânda değildi. Sorun, insanın masaya oturmadan önce baktığı yerdeydi: bir akşam için yer arayan biri Maare’yi aradığında ne menüyü görebiliyor ne de içerisinin nasıl bir yer olduğunu anlayabiliyordu.
Yeme-içmede sitenin işi bilgi vermek değil, iştah açmaktır. Adres ve telefon en sonda gelir; önce insanın oraya gitmek istemesi gerekir.

Yaklaşım
Siteyi ekranı ikiye bölen bir kurgu üzerine kurduk: bir yanda mekân, diğer yanda tabak. Aşağı indikçe iki taraf sırayla yer değiştiriyor — insan sayfayı okumuyor, mekânı geziyor.
Tipografi tek başına markanın yarısını taşıyor: ince, uzun, geniş aralıklı bir serif. Aynı harf ailesi logoda, başlıklarda ve menü kartında kullanılıyor; yazının kendisi mekânın tonunu veriyor.
Paleti mekândan aldık. Gece lacivertine kadar koyulan bir zemin ve üstünde yalnızca yemeğin kendi sıcaklığı. Fotoğrafların dışında sayfada neredeyse hiç renk yok — bu yüzden her tabak öne çıkıyor.
- Logo ve tipografi sistemi
- Beş sayfa: ana sayfa, hikâye, menü, galeri, iletişim
- Tam ekran bölünmüş kaydırma kurgusu
- Menü ve galeri düzeni — yeni kareler eklenebilir
- Harita, telefon ve sosyal medya bağlantıları




Menü ve galeri
Menü sayfası fiyat listesi gibi değil, bir tanıtım gibi kuruldu: önce yemeğin fotoğrafı, sonra adı. Galeri ise mekânın kendisini anlatıyor — sahil cephesi, üst kat, bar tarafı ve tabaklar aynı ızgarada.
İkisi de büyümeye açık düzenler. Sezon değiştiğinde sayfa yeniden tasarlanmıyor; aynı düzene yeni kareler giriyor.
Sonuç
Mekânı hiç görmemiş biri siteden çıktığında ne yiyeceğini, nereye oturacağını ve oraya nasıl gideceğini biliyor. Rezervasyon için arayan kişi artık soru sormak için değil, yer ayırtmak için arıyor.